İstanbul, Türkiye +90 (212) 283 22 95

Hayallerin Hayat Bulduğu Yer

Motokros
Motokros

Cum Ara, 20 by Administrator

MOTOKROS 1930’lu yıllarda...

Kite Surfing/Uçurtma Sörfü
Kite Surfing/Uçurtma Sörfü

Cum Ara, 20 by Administrator

KİTE SURFİNG-UÇURTMA SÖRFÜ...

Kaykay
Kaykay

Cum Ara, 20 by Administrator

KAYKAY SPORU Tahta parçalarına...

Tüm Blog girişlerini görüntüleyin →

Tarihi İstanbul Kadar Eski Semtler

TARİHİ İSTANBUL KADAR ESKİ SEMTLER

İstanbul’un her semti ayrı bir güzellik katar bu şehre… Ancak bazı semtleri vardır ki tarihi en az İstanbul kadar eski ve önemlidir. Merak edenler için bu semtleri listemizde bir araya getirdik.

ÇEMBERLİTAŞ

Bizans imparatoru Konstantin, 57 m uzunluğundaki günümüzde Çemberlitaş olarak bilinen sütunu, Roma’daki Apollon Tapınağı’ndan söktürtülerek İstanbul’da günümüzdeki yerine diktirmiştir. Aradan geçen yıllar içerisinde yangınlardan ve doğal afetlerden zarar gören sütun, Sultan II. Mustafa döneminde sağlamlaştırmak amacıyla, çemberlerle sarılmış ve bundan dolayı Çemberlitaş adıyla anılmaya başlanmıştır. Bugün Fatih ilçesinde yer alan Çemberlitaş semti; Nuruosmaniye Cami, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Çemberlitaş Hamamı gibi turistlerin ilgisini çeken birçok mekân barındırır.

EMİNÖNÜ

İstanbul’da balık ekmek yemek için gidilebilecek en güzel ilçelerden Eminönü, Tarihi Yarımada’da yer alır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde yönetim birimlerinin yer aldığı Eminönü, aynı zamanda İstanbul’un ilk yerleşim yerlerinden Byzantium kentinin de kurulduğu semttir. Adını Osmanlı döneminde bu mevkide bulunan gümrük eminliğinden alan ilçe, Gülhane Parkı, Yeni Cami, Mısır Çarşısı ve Hünkâr Kasrı gibi her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlayan mekânları barındırır.

BAKIRKÖY

Geçmişi Tunç Çağı’na kadar dayanan Bakırköy, İstanbul’un batı yakasında Milattan Sonra 384 yılında Konstantin tarafından bir eğlence yeri olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde de bölgenin önemli merkezlerinden biri olan ilçe, Cumhuriyet dönemine kadar Makrohori, Makriköy isimleriyle anılmıştır.

BEBEK

Bizans döneminde basit bir Rum balıkçı köyü olan Bebek semti, bugün tarihi köşk ve yapılarıyla İstanbul’un en güzel semtlerinden biri haline gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet, Rumeli Hisarı’nın yapımı ve kuşatması sırasında asayişi sağlamak için, buraya Bebek Çelebi lâkaplı bir bölükbaşı tayin eder ve semt ismini buradan alır.

BEŞİKTAŞ

Günümüzde tarihi yapıları ve doğal güzelliklerinin yanı sıra, merkezi konumuyla her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği Beşiktaş semti, Bizans döneminde imparatorların yazlık ikametgâhı olarak kullanılırdı. Beşiktaş tam olarak bir yerleşim yeri kimliğini Osmanlı döneminde kazanmıştır. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın gemilerini bağlamak için kıyıya diktirdiği beş taş sütundan dolayı Beştaş olarak anılan semt, zamanla günümüzdeki Beşiktaş ismini almıştır.

BEYAZIT

İstanbul’un siyasi ve tarihi mekânlarının en önemlilerinden biri de Beyazıt semtidir. Milattan sonra 393 yılında İmparator Teodosius tarafından şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilir. Kentin ana ulaşım merkezlerinden Beyazıt Meydanı, çok sayıda tarihi olaya tanıklık etmiş bir mekândır. Osmanlı döneminde siyasi öneme sahip olan tarihi meydan, bu önemini Cumhuriyet döneminde kültürel alanda sürdürmüştür. Dünyanın en iyi ve en köklü üniversitelerinden biri olarak kabul edilen İstanbul Üniversitesi, Mimar Sinan’ın kalfalık eseri Süleymaniye Cami, Sahaflar Çarşısı ve turistlerin uğrak noktası Kapalıçarşı semtin önemli tarihi yapılarıdır.

BEYOĞLU

Beyoğlu, günümüzde müzeleri, Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve tarihi sokakları ile bir kültür merkezidir. Bizans döneminde Pera kısmı Venedik ve Cenevizlilerin yaşadığı önemli bir ticaret merkezi durumundaydı. 11. yüzyılda gerçekleşen Haçlıların İstanbul’u işgalinden ve yağmalamasından ne yazık ki Pera da payını aldı. İstanbul’un fethinden sonra, semt tekrar bir sanat ve ticaret merkezi olarak gelişti. Adının ise Kanuni Sultan Süleyman’ın burada oturan Venedik elçisi ile yaptığı yazışmalarda elçiden “Beyoğlu” diye bahsetmesinden geldiği düşünülmektedir.

EYÜP

İstanbul’un fethi ile birlikte kurulan ilk Osmanlı – Türk yerleşim alanlarından biridir. Haliç’in güney kıyısında, surların dışında yer alır. İsmini, kabri bu semtte bulunan Ebu Eyyûb el-Ensari’den alır. Rivayete göre bu mezar, Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in gördüğü bir rüya ile bulunmuştur. Osmanlı döneminde en dikkat çekici geleneklerden biri, padişahların cülus (tahta geçme) merasimlerinden sonra Eyüp Sultan’da kılıç kuşanmalarıdır.

KARAKÖY

İstanbul’un bankaları ve iş hanlarıyla ünlü en eski ticaret merkezlerinden biridir Karaköy. Tarih boyunca bir liman ve ticaret merkezi olma özelliğiyle ön plana çıkan semt, İstanbul Boğazı ve Haliç’in buluştuğu noktadadır. Antik Galata semtinin modern adıdır. 11’inci yüz yılın başında Bizans İmparatoru’nun verdiği izinle Cenevizli tüccarlar bölgeye yerleşir. Cenevizliler, can ve mal güvenlikleri için dayanıklı surlar ve kuleler inşa ederler. Günümüze kadar ulaşan bu yapılardan en önemlisi bugün şehrin sembolleri arasında yer alan Galata Kulesi’dir.

SAMATYA

Büyük ölçüde korumayı başardığı tarihi dokusu nedeniyle film ve dizi yapımcılarının en gözde semtlerinden olan Samatya, Fatih ilçesine bağlıdır. Koca mustafapaşa mahallesinin bir bölümünü kapsayan semtin batısında Yedikule vardır. Semtin adını Yunanca kumlu anlamına gelen Psamatyonn sözcüğünden aldığı ve bunun geçmişte semtte bol bulunan kumlu topraklardan ileri geldiği sanılmaktadır. Bizans döneminde de yerleşimin olduğu semtte; Surp Kevork Kilisesi, Aya Nikola Kilisesi ve Kapıağası Yakup Ağa Hamamı gibi tarihi mekânlar bulunur.

ÜSKÜDAR

Üsküdar’ın oluşumu MÖ 1000’li yıllarda bölgeye Fenikelilerin yerleşmeleri ve şimdiki Salacak sahiline ticaret iskeleleri ile tersanelerini kurmalarıyla başlar. Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşimin devam ettiği semt, o dönemde Skutari ismiyle anılmıştır. Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden sonra Üsküdar, Anadolu Yakası’nın en önemli merkezi olmuştur. Cami ve mescitler, hamamlar, kervansaraylar, sayısız çeşme, kütüphaneler ile birçok padişah, sultan, paşa ve devlet adamlarına ait saray, yalı ve köşkler inşa edilmiştir. Hezarfen Çelebi’nin Galata Kulesi’nden başlattığı dünyanın ilk uçuşu da Üsküdar’a inmesiyle son bulmuştur.